•  0
    Din

    Hoca Ahmed Yesevi (k.s.) – BÖLÜM: 2

      Lokman Günyeli    1        0        Şikayet Et

    Ahmed Yesevî, Yesî’ye yerleştikten sonra Türkistan’ın her yerinden gelen müritlerine eğitim verir. Bütün Türk yurtlarında İslamı tebliğle görevlendireceği bu müritlere, İslam’ın zahirî ve Bâtıni ilimlerini öğretir. 

    Daha sağlığında, binlerce öğrenci, Ahmed Yesevî mektebinden aldıkları inanç, bilgi ve bilinci Horasan’a, Deşti Kıpçak diye adlandırılan Kuzey Türklük bölgelerine, Diyâr-ı Rûm (Roma Diyarı) diye adlandırılan Anadolu’ya ve Avrupa Türklüğüne ulaştırmışlardır. Anadolu’da ve Rumeli’de Türk varlığının kökleşmesinde en büyük hisselerden biri, Yesevî takipçilerinindir. Osmanlı Devleti’nin manevi kurucuları olan Şeyh Edebâli, Hacı Bektâş Velî, Geyikli Baba; Ahmed Yesevî’nin takipçileridir. Ahmed Yesevî’nin Anadolu’ya gönderdiği Hacı Bektaş Velî, Osmanlı ordusunun belkemiği olan Yeniçeriliğin piriydi. Yine, Ahmed Yesevî’nin Hacı Bektaş’a yardımcı olarak gönderdiği Sarı Saltuk, Balkanlarda Müslümanlığı kökleştiren kişidir. Bursa’nın fethini hazırlayan Geyikli Baba, bir başka Yesevî takipçisidir. Yesevî öğrencileri, Anadolu’nun Türkleşmesi yıllarında, XII’nci, XIII’üncü ve XIV’üncü yüzyıllarda, gerektiği zaman savaşçı dervişler olmuşlar “Alperen” adını almışlar, savaşmışlar ve savaşın ruhu olmuşlardır. Gerektiği zaman ticarete ahlak ve disiplin getiren ahlâk savaşçıları olmuşlar “Ahî” adını almışlardır. Kadınların aydınlanması yolunda uğraşmışlar “Bâcıyân” olmuşlardır. Boşarazileri canlandırmak ve yeşertmek işini üstlenmişler, yolların güvenliğini sağlamışlardır. Gönüllerde inanç, zihinlere bilgi ışığını saçan aydınlatıcılar olmuşlardır. Osmanlı’nın temeli Gâziler,  Ahîler, Bacılar ve Abdal’lardır. Ahmed Yesevî,  binlerce yıllık Türk töresinin verdiği doğru ölçülerle de donanmış bir kişi olarak; İslam’ı doğru anlamış ve dosdoğru anlatmıştır. Milliyetin temeli “dil” ve “din” ise, biz dilimizin edebî hayâtiyetini ve Müslümanlık anlayışımızı, Ahmed Yesevî’ye de borçluyuz. Prof. Dr. ÖmerLütfi Barkan’ın “Kolonizatör Türk Dervişleri” adlı eseri, bu konuda ayrıntılı bilgilerle doludur.

    Uzleti ve Vefâtı

    Ahmed Yesevî, Hz. Muhammed’in ömrünü tamamladığı 63 yaşına geldiği zaman, ondan daha çok yeryüzünde olmayı kabullenemedi. “Artık bizimiçin yerin altı, yerin üstünden daha hayırlıdır diyerek” tekkesinin bir tarafına yaptırdığı yaklaşık 2 m derinliğindeki bir çilehâneye çekildi ve vefâtı-na kadar 10 yıl hiç gün yüzü görmedi. 63 yaşından sonra Hz. Peygamberin görmediği dünyayı görmemeyi tercih etmiş, yıllarca bugün hâlâ kullanılan bir yeraltı yoluyla cemaate katılmış ve cuma namazlarına devam etmişti. Ahmed Yesevî’nin sünnet-i nebevîye olan saygı derecesini gözler önüne seren bu davranışının kanıtı olan hücresinin kalıntıları, bugün de muhafaza edilmektedir. Şiirlerinin toplandığı eser olan “Dîvân-ı Hikmet”te Ahmed Yesevî’ nin yeraltında uzlete çekilişinive uzlet hayatı esnasında yaşadığı manevi halleri anlatan hikmetler, önemli bir yere sahiptir. Dîvân-ı Hikmet’ten anlaşıldığına göre, hikmetlerinin büyük bir kısmı da ilâhî ilhâmla bu mekânda Ahmed Yesevî’nin dilinden dökülmüş ve yanındaki dervişler tarafından tespit edilmiştir. Eserin tertibi Ahmed Yesevî’nin vefâtından asırlarca sonra Yesevî dervişleri tarafından tertip edilmiştir. Bunun en büyük delili, eserde kullanılan dilin XI. asra değil, daha sonraki yüzyılların dil özelliklerine sahip olmasıdır. “Dîvân-ı Hikmet” kâfiye sistemi ve vezin bakımından koşmalara benzeyen dörtlüklerden ve aruz vezninde yazılmış gazellerden ibarettir. Sultan Timur, Ahmed Yesevî’nin vefatından yaklaşık iki yüz otuz yıl sonra Buhara’yı fethettikten sonra Yesi şehrine gelmiş ve 1398 yılında Ahmed Yesevî’nin mezarına güzel bir türbe ve külliye inşa ettirmiştir. Bunu, Yesevî’ye duyduğu şükran borcundan dolayı yaptığını ifade etmiştir. Zira Timur rüyasında Yesevî’yi görmüş ve ondan Buhara’yı fethedeceği müjdesini almıştır. İki sene içinde tamamlanan türbe inşaatı, cami ve dergâhıyla tam bir külliye hâlini almıştır. Zamanla harap olan türbe, bir rivayete göre Özbek Hânı Abdullah Hân, bir diğer rivayete göre ise Şeybânî Hân tarafından tamir ettirilmiştir. Günümüzde bu türbenin bulunduğu camiye “Cami-i Hazret” bu camiinin bulunduğu Türkistan şehrinede “Hazret-i Türkistân” veya sadece“Hazret” denilmektedir. Ahmed Yesevî’nin türbesi yılın her mevsiminde ziyaret edilmekle birlikte, bilhassa senede bir defa “Zilhicce’nin onunda” bu türbede Türkmen, Özbek, Kazak ve Kırgız Türkleri tarafından görkemli merasimler düzenlenmektedir.

     


  •  


Görüşünüzü Bildirin

Yorum Yapmak İçin Lütfen Giriş Yapınız.

 

Facebook Yorumları