•  0
    Din

    Hoca Ahmed Yesevi (k.s.) - BÖLÜM: 1

      Lokman Günyeli    0        0        Şikayet Et

    Kendisinden söz eden menâkıbnâmelere göre, Ahmed Yesevî tahmini 1093 yılında Batı Türkistan’daki Çimkent şehrinin doğusunda bulunan ve Tarım Irmağı’na dökülen Şâhyâr Nehri’nin küçük birkolu olan Karasu üzerindeki Sayram kasabasında doğdu. Sayram’da İmâm Muhammed b. Ali neslinden gelenlere “Hâce” denildiği gibi, onlara bağlı olanlarada aynı isim veriliyordu. Ahmed Yesevî, bu silsileye bağlı olduğu için Hâce Ahmed, Hâce Ahmed Yesevî, Kul Hâce Ahmed şekillerindede anılmaktadır İspicab (İsficab) veya Akşehir adıyla da anılan Sayram kasabası eskiden beri önemli bir yerleşim merkeziydi. Sayram kasabası, bu dönemde Aksu sancağına bağlıydı ve Aksu’nun 176 km kuzeydoğusuna düşüyordu. Sayram halkı-nı Türkler ve Acemler oluşturmaktaydı. (Sayrambugün Kazakistan sınırlarındaki Çimkent şehrine, 7 km mesafededir.) Sayram’ın tanınmış şahsiyetlerinden olan babası, kerametleri ve menkıbeleriyle tanınan ve Hz. Ali soyundan geldiği kabuledilen, Şeyh İbrahim adlı kıymetli bir zattır. Şeyh İbrahim’in soyu Muhammed Hanefi kanalıyla Hz.Ali’ye dayanır. Nesebnâme adlı eserin onun tarafından yazıldığı düşünülmektedir. Annesi ise, Şeyh İbrâhim’in haleflerinden Mûsâ  Şeyh’inkızı, Ayşe Hatun’dur. Annesi bugün hâlâ Karasaç Hâtun olarak anılmaktadır. Ahmed Yesevî’nin anne ve babasının türbeleri Sayram’dadır ve bunların Yesevî tarafından yaptırıldığı düşünülmektedir. Şeyh İbrahim’in Gevher Şehnâz adlı kızından sonra ikinci çocuğu olarak dünyaya gelen Ahmed Yesevî; önce annesini, ardından da ilk eğitimini aldığı babasını kaybetti. Babası öldüğünde daha 7 yaşındaydı. Kısa bir müddet sonra Gevher Şehnaz, kardeşinide yanına alarak Yesî şehrine gitti ve oraya yerleşti (Şehrin adının Türkçedeki yassı kelimesinin“yessi “ şeklinde telaffuzundan türediğini belirtengörüşler vardır. Yesî şehri, bugün Kazakistan’daki Türkistan isimli şehrin sınırları içindedir). Yesevî adı, Hoca Ahmed’e, Yesî’de yaşamasından dolayı verilmiştir.

     “Yedi yaşta Arslan Bab’a selam verdim, ‘Hak Mustafa emanetini lutfedin’ dedim. Hem o vakit binbir zikrini tamam ettim, Nefsim ölüplâ- mekâna yükseldim işte”. Bir rivayete göre de Hz Muhammed’in verdiği hırkayı giydirir. Ahmed Yesevî, Arslan Baba’nın terbiye ve irşadıyla, kısa zamanda mertebeler aşar, şöhreti etrafa yayılmaya başlar. Fakat kısa bir süre sonra, Arslan Baba vefat eder. Bugün Arslan Baba’nın türbesi Yesî yakınlarında bulunan tarihi Otrar şehrindedir…

     


  •  


Görüşünüzü Bildirin

Yorum Yapmak İçin Lütfen Giriş Yapınız.

 

Facebook Yorumları